9 Temmuz 2016 Cumartesi

BİZİM POZİTİF DOĞUM HİKAYEMİZ



Neden mi bizim pozitif doğum hikayemiz çünkü bu doğumu ben, eşim Yavuz ve güzel kızımız Işıl Ece’mizle birlikte başardık.

2014 Aralık’ında biz artık büyük bir aile olmaya karar verdik. Yaşımdan dolayı hamileliği sağlıklı geçirebilmek için aletli pilatese başladım.İnternette karşıma Ina May Gaskin’in Doğuma Hazırlık Rehberi isimli bir kitap çıktı. İçeriği hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Henüz hamile değildim ve kitabı okumaya başladığımda bu kitabı sadece hamileyseniz okuyun yazıyordu ve bir süre rafa kaldırmak zorunda kaldım. Hamile kaldıktan çok kısa bir süre sonra kitabı okumaya başladım ve hamilelik ve doğumla ilgili tüm düşüncelerim değişti. Meğer doğum doğumhanenin parlak ışıkları altında değil de daha loş ve mahrem bir ortamda olmalıymış, kadının çok özel bir anıymış doğum anı, meğer doğumu anne ve bebek gerçekleştiriyormuş. Kitapta doğuma ebeler giriyordu ve ben Türkiye’de ebe var mı acaba demeye başladım. İnternetten birkaç acemi araştırma yaptım ama sağlıklı bir bilgiye ulaşamadım. O kitapta okuduğum gibi bir doğum yaşamak istiyordum. Eşime Türkiye’de böyle bir doğum ortamı asla bulamayacağız acaba Amerika’daki The Farm köyüne mi gitsek dedim. Fikir çılgınca gibiydi ama vizemiz vardı ve birkaç planlamadan sonra gidilebilirdi de. Eşim bu konuda tüm kararı bana bıraktı. Sağlıkla ve içime sindiği gibi doğum yapmam onun için en önemli olan şeydi ve son ana kadar en büyük destekçimdi. Eşim Zeynep Kamil Ebe okulu’ndan mezun bir arkadaşı olduğunu istersem ona sorabileceğini söyledi ve arkadaşı sosyal medyada aktif olan birkaç ismi verdi ve o andan itibaren Türkiye’de de saygıdeğer Ina May Gaskin’in seminerlerine ve eğitimlerine katılmış, doğal doğumu destekleyen saygıdeğer ebelerin, doulaların ve kadın doğumcuların olduğunu keşfettim. Bir yandan onların paylaşımlarını internetten takip ediyordum bir yandan da arkadaşımın önerdiği onun dediğine göre de normal doğumu destekleyen bir doktorda kontrollerime devam ediyordum. Okuduklarımın etkisiyle doktoruma doğumla ilgili net sorular sormaya başladım ama aldığım cevaplar benitedirgin ediyordu. Öncelikli olarak bunları konuşmak için erken olduğunu söylemişti ama ben bunları netleştirmek istiyordum. Doğum esnasında istediğim gibi hareket edebilir ya da istediğim pozisyonda doğum yapabilirmiyim demiştim ama bunun kesinlikle mümkün olamayacağını söyledi.Suni sancı kullanıp kullanmadığını sordum o da gerekirse kullanırım demişti. O an şunu farkettim ki benim aradığım normal doğum değil doğal doğumdu. Okuduklarıma göre de bu vajinal doğumla da olabilirdi gerekirse sezeryan da olabilirdi ama asla planlı sezeryan olmamalıydı.

Doğum öncesi hazırlık eğitimleri olduğunu da keşfettim ama eğitimleri aldıktan sonra nasıl devam edeceğimle ilgili kaygılarım vardı. Aslında ne istediğimi artık çok iyi biliyordum ama kimlerle ve nasıl yapacağımla ilgili net bir çözüme ulaşamamıştım. Zeynep Kamil’de doğum korkusunu yenmeyi hedefeyen sevgili psikolog Ceren Sezen’in yönettiği ücretsiz bir eğitime kayıt yaptırmıştım ve bu grup aracılığıyla burada da ücretsiz doğum öncesi hazırlık eğitimlerinin olduğunu öğrendim ve hemen kayıt yaptırdım.Artık kitap okumanın dışında aktif bir şekilde katılacağım eğitim konusunu da halletmiştim. Bu şekilde ilerlemekten memnundum ama hala halletmem gereken birkaç pürüz daha vardı. O da doğumu nerede, nasıl ve kimlerle birlikte gerçekleştireceğimdi. Hamileliğimin 26. haftasıfalandı bir Pazar günü stresli bir toplantıya katılmıştım. Normalde kendimi kalabalık, karmaşık ve mutsuz ortamlardan uzak tutuyordum ama ailemi korumak adına katılmak zorunda kalmıştım.Toplantıdan sonraki sabahta karnımı aşağı sarkıyormuş gibi hissettim ve bu hissiyatı ilk kez yaşamıştım ve biraz korktum. Dün katıldığım toplantının olumsuz sonuçları diye yormuş ve biraz korkmuştum. Hemen doktorumu aradım ve o gün gelmek istediğimi söyledim ama asistanı doktorun uygun olmadığını söyledi. Ardından doğumu ne zaman beklediğimizi sordu Nisan sonu dediğimizde doktorun o dönemde seyahatte olacağını doğuma giremezse önceden haberimiz olsun diye bilgi verdiBiz de kendi yokken işlerini devredebileceği bir meslektaşı olup olmadığını bunu planlayıp planmadıklarını sorduk asistanı da bize bunu planlamadıklarını söyledi. O doktorla doğuma girme konusunda zaten kendimi emniyette hissetmiyordum ve telefonu kapatıp ne yapmam gerektiği konusunda biraz düşündükten sonra Doğum ve Sanat eğitimimizi yöneten Ceren Hanım’a mesaj attım ve doğal doğumu destekleyen tanıdığı bir doktor olup olmadığını sordum o da bana kendi çalıştığı hastanede görev yapan sevgili Dr.Güneş Gündüz’ü önerdi. Ceren hanımın referansıyla hemen o gün Güneş hanımdan randevu aldık ve gittik. Doktorum da 36 haftalık hamileydi ama benim doğumuma yetişebilecekti.Görüşmemiz ve muayene çok olumlu geçti. Bana bir doktor hangi kitapları okuduğumu sordu ve bu benim için çok önemliydi. Doktoruma ve aldığı kararlara teslimiyetim o an başladı diyebilirim. Keyfi kararlar alan değil gerekli kararlar alan bir doktorum vardı artık. Bir ebe ile doğum sancılarımı evde geçirmek istediğimi ilettim kendisine ve o da bana sevgili Ebe Arzu Çulha’yı önerdi. İyi ki de tanışmamıza vesile olmuş kızımın bir ebesi ve ailemizin yeni bir dostu olmuştu artık.

Okuduğum kitaplardan birinde anne adayının doğum ekibi, doğum yapacağınız yeri v.s. gibi ayrıntıları hamileliğinin 28.haftasına kadar halletmiş olması gerektiği önerilmişti. Bu haftadan sonra artık teknik ayrıntıları bırakıp doğacak bebeğinizle bağ kurmaya başlamanız en uygunudur denmişti. Çok şükür ki ben doğum yapacağım hastaneyi, doğum ekibimi, doğum sürecimi bu haftadan önce organize etmiştim. Artık sürecin tadını çıkarmak, bebeğimle daha fazla bağ kurmak, sağlığıma daha fazla dikkat etmek için kafam rahattı. Bebeğimle bol bol konuşuyordum. Haftada 3-4 gün pilatese gidiyordum. Günlerimi sakin geçirmeye dikkat ediyordum. Doğayla temas etmek, güzel şeyler okumak, güzel müzikler dinlemeye dikkat ediyordum. Bir yandan eşimle birlikte doğum öncesi hazırlık eğitimlerine gidiyorduk. Evden çok uzaklaşmamaya dikkat ediyordum. Eğer doğumla ilgili bir durum olursa evimde olmak ve yanımda sadece Yavuz’un olmasını istiyordum. 37. haftadan itibaren doğuma doğal sürecinde yardımcı olan yemem gereken şeylerin listesini evimizde cam tahtaya yazmıştım ve her gün düzenli olarak bunları tükettim. Tabi sadece fizik planda bunları yapmak yetmiyordu.Arzu’nun hazırlamış olduğu derin gevşeme kaydını dinliyor, kendime derin gevşeme ve doğumu hayal etme zamanları açıyordum. Sezeryanı hayal etmiyordum, düşüncelerim o noktaya geldiğinde doktorumun benimle konuştuğunu gözümde canlandırıyordum o kadarYani teknik konuları zihnimde doktorum Güneş’e, ebemiz Arzu’ya ve eşim Yavuz’a bırakıyordum. Ben ve kızım doğumun kendisinden sorumluyuz diğer konuları destekçilerimize bırakmıştık.

38. haftaya gelmiştik. Dişi enerjinin bol olduğu keyifli ve özel birşeyler yapmak bana ve sevdiklerime iyi gelecekti. Sevgili Arzu’nun Annelik Ritüeli tam da böyle birşeydi. Ruhen bana yakın olan tüm hanımları (arada unuttuklarım da oldu tabi) evimize davet ettim. Ne o akşam bize gelenler ne de ben neler yapacağımızı bilmiyorduk ama inanılmaz keyifli ve özel bir akşamdı. Anne olmuş tüm kadınlar kendi doğumlarını anımsadı ve geleceğin anneleri doğumu bu vesileyle güzel ve özel birşey olarak tanıdılar. Benim için en özel an anneannemin fotoğrafını biryerlerde bulup onun doğal muhteşem doğumunu nasıl yaptığını anlattığım andı.

Ve doğum başlıyor… 39. haftadayızDoktorumuz doğumu kolaylaştıran yöntemleri paylaşırken 39. haftada ilişkiye girmemizi de söylemişti. Farklı bir durum yoksa hamileyken birlikte olmak kadına da eşe de iyi gelen birşey oluyor. Salı günüydü, hem sevgi dolu hem de sorumluluk dolu bir birliktelik oldu o gün. Hava güzeldi bir kahve içmek için dışarı çıktık.Kahveden iki yudum almıştımki kendimi bir garip hissettim ve hemen evde olmak istedim. Eve gittiğimizde kendimi iyi hissediyordum. Akşam yemeği için birşeyler hazırladım, Yavuz çalışma masasına geçti çalışmak için ben de sevdiğim komedi dizisini izliyordum. Üstümde bir huzursuzluk vardı ama çok anlamlandıramadım.Yavuz’un bilgisayar başından kalkıp yanımda olmasını istiyordum. Koltukta oturmakta zorlanmaya başladım, evde pilates topum hep hazır duruyordu, ona oturmaya ve salınmaya başladım,iyi de geldi. Yine de çok rahat hissetmiyordum ve ılık bir duş almak için banyoya gittim. Adına sancı demem çok zor çünkü daha önce yaşamadığım bir histi ama dalga demek daha doğru olur sanırım. Çünkü bir dalga gibi farklı bir his geliyor birkaç saniye kalıyor ve hemen kayboluyor. Eşim sancın var mı diye sorduğunda cevap vermekte zorlandım çünkü yaşadığım sancı değildi tam olarak. Ona sadece farklı birşeylerin olduğunu söyleyebiliyordum. Sürekli tuvalete gitme isteği duyuyordum. Bir yandan da nişanım gelir mi diye kontrol ediyordum. Dalgalarım 15-20 dakikada bir 40 saniyelik sürelerle geliyordu. Eşime dalgaları not almasını söyledim. Artık oturma odasında oturmak istemiyordum yatak odasına geçtim. Eşim de elindeki işini bıraktı ve yanıma geldi. Arada sohbet ediyor dalgalar geldiğinde geldi-gitti diye söyleyerek not almasını sağlıyordum. Öğrendiğim nefes tekniklerini kullanmak çok rahatlatıcı oluyordu. Bazen düzenli nefes almayı unutuyordum eşim hemen bana hatırlatıyor benimle nefes alıyordu. Eğitimlere katıldığı için ona o anneler yapması gerektiğini anlatmama gerek kalmadı. Süreci benimle birlikte yaşıyor ve benim ritmime ayak uyduruyordu. Aldığı notlara bakıyordum dalgalarda hiçbir düzen yoktu ve acaba bu yaşadığım doğum dalgaları değil mi diye düşünmeye başladım. Nişanım hala gelmemişti ama bir ara akşam yediğim herşeyi kustum. Yavuz’a nişanım gelmedi ama kusmam doğuma bir işaret bence dedim. Hemen Arzu’yu aradım, not aldığımız dalgaları ona da yollamamızı istedi ve nişanım gelir ya da farklı bir durum olursa muhakkak onu aramamı ve ılık bir duş almamı söyledi. Dalga aralarında Yavuz uyumamı söyledi o söylemese durumun heyecanıyla uyumayı unutabilirdim. Dediğini yaptım ve az da olsa iyi geldi. Mekan kavramını kaybetmedim ama zaman kavramını biraz kaybetmeye başlamıştım. İşin kötü tarafı ertesi sabah annemleri ve kızım doğduğunda onu sarmalayacağım koyu renk havluyu diken aile yakınımızı kahvaltıya çağırmıştım. Halbuki ben bu süreçte eşim dışında kimsenin benim yanımda olmasını ve bu sürecin bilinmesini istemiyordum.Neyseki onlara bir şekilde mesaj atıp gelmemelerini sağlamıştık. Ben dalgaları nefesle karşılamaya devam ederken zil çaldı meğer saat sabah 5 olmuş ve eşim son dalgalanmaları Arzu’yayolladığında doğumun geldiğini anlamış ve hemen yola çıkmış. Herşey hayal ettiğim gibi ilerliyordu.Doğum dalgalarımı bana güç veren kişilerle olsun istiyordum ki bu kişiler eşim ve ebe Arzu idi. O geldikten sonra nefesler hariç tüm kontrolü onlara bıraktım. Dalgalar daha yoğun gelmeye başlamıştı.Arzu her dalgada yanımda ellerimi tuttu ve tüm gücümle ellerini sıkmama izin verdiEllerini sıkarken bir yandan nefesime odaklanıyor ve nefesimin karşımdaki dolabın kulplarının arasından geçip gittiğini hayal ettim. Bunu yapmak odak noktamı değiştirmeme yardımcı oldu. Hatta bir araeşimin çoraplarına odaklanıp nefesimi o gri çoraplara yolladım. Komik gelebilir ama odak noktasını değiştirmek inanılmaz işe yaradı.Dalgalar geldiğinde daha uzun süre kalmaya başladı. Hatta geldiğinde hiç gitmeyecek sanıyor,gittiğinde ise acıyı unutuyor hiç gelmeyecek sanıyordum. Arzu açılmamı bir ara kontrol etti ve 2 cm açılmam olmuştu. Hava aydınlandıktan sonra hep birlikte yürüyüşe çıktık. Açıkhava iyi geldi.Birkaç dalgayı sokakta yürürken karşıladım. Hatta açılmalarımın 3cm olduğunu, 4 cm olduğunu söylemeye başlamıştım. Dışarıda fazla duramadım yine evde olmak istedim ve eve gittik. Arzu,dalgaların arttıkça bebeğine yaklaşıyorsun dedikçe dalgaları karşılamakta daha istekli olduğumu söyleyebilirim. Açılmam 6 cm olmuştu. Sanırım saat sabah 10 falandı, yatakta diz dirsek duruşu ile dalgayı karşılarken aniden suyum geldi ve hemen ardından ıkınma isteği geldi. O an bir ıkınmada kızımı kucağıma alacağıma emindim ama Arzu ıkınma, kutup ayısı duruşu yap ve sık sık nefes alıp ver dedi. Tüm gece çok sakin ve yumuşak geçmişti ama ilk defa o an Arzu’ya kızmıştım ve neden neden diye sormaya başlamıştım. Hatta sonrasında bu sahneye birlikte çok güldük. Artık herşey çok hızlanmıştı. Eşyaları toparlayıp taksiye atlayıp hastaneye gitmek üzere yola çıktık. Biz çok sakindik ama doğru bilinen yanlışlar yüzünden sanırım şoför biraz telaş yaptı. O an konuşmak istemiyordum ama Arzu’ya şoförü işaret edip yavaş dediğimi hatırlıyorum. Hastaneye çok kısa sürede vardık. Hemen doğumhaneye katına çıktık. Birkaç dalgayı asansörde ve doktorum Güneş hanım’ı odada beklerken karşıladım ve tabi her anında Arzu yanımdaydı. Yavuz bir görünüp bir kayboluyordu ama nerede olduğunu soramadım. Güneş hanım kapıda belirdiğinde ona sizi gördüğüme çok sevindim dedim ve birbirimize sarıldık. Hemen doğum odasına geçtik hatta bir önceki gelişimde o odada NST’ye girmiştim. O sırada etrafımı çok incelemiş doğumun burada nasıl olacağını hayal etmiştim. O yüzden mekanı hiç yadırgamadım. En büyük teslimiyet anım başlamıştı. Sağımda  Arzusolumda Yavuz en büyük destekçim ve koruyucumdu ve karşımda doktorum Güneş hanım. Doğurmaya hazırdım artık ve ilk dalgada kontrolsüzce bağırdım ama hiçbir işe yaramadığını farkettim. Arzu nefesimi alıp karnımdan aşağıya doğru itmemi söyledi. Bunu sanırım iki ya da üç kez yaptım. Güneş hanım ellerimi bacaklarımın arasına uzatmamı söyledi ve henüz yüzünü göremediğim kızımın ilk saçlarına dokundum. O anfena gaza geldim sonraki ilk dalgada azmettim kızımı kucaklarıma aldım. Vücudu sıcacıktı sanki yıllardır tanıdığım bir bedendi üzerimde gözleri açık ve ciyak ciyak ağlayan melek. Göbek kordonu hemen kesilmedi.Kesme zamanı geldiğinde kordonu eşim kesti ve kızımın eşini tıbbi atık yapmak istemediğimiz için aldık eve getirdik. Ufak bir yırtılmam oldu, doktorum küçük bir dikiş attı ve güle oynaya fotolar çekip sevdiklerimizi hastaneye davet edip odamıza geçtik.

Doğru bilinen yanlışlar en büyük denememiz oluyor, bunlardan kurtulmak için kesinlikle okumak ve eğitim almak gerekiyor. Hamilelik sürecinde stresten ve üzüntüden uzak durmak gerekiyor. Bebeğinizle sürekli konuşun kesinlikle dinliyor hatta doğduktan sonra bile aynı şekilde dinlemeye devam ediyor. Doğum şeklinize ve ekibinize siz karar verin. Arzu ettiğiniz doğum şeklini hayal edin ama şartların değişebilme ihtimalini de aklınızdan çıkarmayın ve kendi karar verdiğiniz ekibinize bu noktadan sonra teslim olun.

Öncelikle bana en başından beri tam desteğini esirgemeyen sevgili eşim Yavuz’a, doktorumla tanışmama vesile olan Psk. Ceren Sezen’e, Zeynep Kamil Gebe Eğitim Merkezi’nde değerli bilgilerini bizimle paylaşan, doğru yünlendirmeler yapan Ebe Özlem Karabulut ve Ebe Döne Ertuğrul’a, kararlarımıza saygı duyan aile büyüklerimize, tanıştığım ilk anda kendine sonsuz güvenmemi sağlayan değerli doktorum Dr. Güneş Gündüz’e ve  onun yokluğunda kontrollerimi büyük titizlikle yapan değerli doktorum Dr. Fatih Esen’e, doğum öncesinde ve sonrasında hem arkadaşça hem profesyonelce desteğini esirgemeyen değerli Ebe Arzu Çulha’ya sonsuz teşekkürler ederim. 

 

Mutlu bebek Işıl Ece Ünlü’nün mutlu annesi Nesrin Odabaş Ünlü

1 yorum:

  1. Ne kadar mutlu oldum hikayenizle, galiba ben de şu an o dalgaları karşılıyorum. Umarım böyle güzel bir hikayemiz olur bizim de. Sevgi ile kalın.

    YanıtlaSil