11 Haziran 2016 Cumartesi

GÜL'ün POZİTİF DOĞUM HİKAYESİ

10 Aralık 2015

İstanbul

Oğlum doğduğundan bu yana beş ay geçti, zaman o kadar hızlı ki yetişemiyorum. Bugün anneler günü.Benim ilk anneler günüm, bu yüzden benim için çok daha anlamlı. Doğum hikayemi yazmak bugüne kısmet oldu.

9 Aralık, 37. haftamın son günüydü. Yasal iznim başlıyordu. İzinlerimi doğum sonrasında kullanmak için, işe biraz daha devam edecektim. İş çıkışı eve gittim, yemek hazırlayıp yedik ve ayaklarımı uzatıp biraz oturdum. Birden bir ıslaklık hissettim çamaşırımda, gidip baktım hafif bir akıntım vardı. Son zamanlarda oluyordu, bu sefer biraz fazla oldu herhalde dedim, döndüm salona oturdum. Eve geldiğimde makineye çamaşır atmıştım. Makine bitince Özgür’le çamaşırları asmaya koyulduk.

Bu arada Özgür’e anlatmaya başladım, ”Az önce hafif bir ıslaklık hissettim gittim baktım hemen suyum geldi sandım” dememe kalmadan çamaşırım sırılsıklam oldu. Heyecandan kalbim pır pır atmaya başladı. Nasıl yani? Suyum mu geldi? Haftalardır nasıl başlayacak dediğim süreç suyun gelmesiyle başlıyor mu şimdi? Doktorumu aradık hemen. Hastaneye yönlendirdi,gidin baksılar gerçekten suyun mu geldi, ben de hemen geliyorum dedi.

Gerçekten suyum gelmişti, tamamı değil ama ara ara sızıyordu. O geceyi hastanede doğumun kendiliğinden başlaması için bekleyerek geçirdik. Uyumaya çalışıyordum ama heyecandan uyuyamıyordum. Arada Nst’ye bağlıyorlardı oğlumu kontrol etmek için. Sabah olmuştu ama sancılarım başlamamıştı. Akşam hastaneye kimseye haber vermeden gitmiştik, süreç başlamış olsa da sancım olmadığı için kimseyi telaşlandırmak istemedik. Sadece gece kardeşime ve Elif’e haber verdim.

Sabah ailelerimize haber verdik , onlar da hastaneye geldiler. Hafif hafif sancılarım vardı ama düzensizdi, beklemeye devam ediyorduk. Bu bekleyiş sırasında eşimin ve kardeşimin bana bir sürprizi vardı, ailemizin ve arkadaşlarımınızın benim için doğumla ve oğlumla ilgili düşüncelerini ve duygularını paylaştıkları kısa videolardan bir kolaj hazırlamışlardı. Gerçekten süpriz oldu onları izlemek. Benim için çok değerli bir hatıra oldu.

Sabah 11’e kadar sancıların gelmesini bekledik. Suyum azalıyordu, bebeğimi tehlikeye atmamak adına doktorum “suni sancı verelim” dedi. Gidişata göre karar verecektik doğum şekline. Suni sancı almaya başladım. İlk saatler şiddeti azdı, ağrı geliyor, gidiyordu. Aralarda dinleniyordum. Saat ikiye doğru açılmam başlamıştı. Vajinal doğum yapmayı çok istiyordum, açılma başladığı için daha da cesaretlendim. Zaman ilerledikçe dalgaların şiddeti artıyordu. Kalkıp dolaşıyordum, arada çömelerek karşılıyordum dalgaları, arada oturarak. Nst’ye bağlı olduğum zamanlarda yatarak karşılamak çok zordu.

Zaman ilerledikçe dalgalarla baş etmek zorlaşıyordu. Özgür yanımda kronometre ile dalgaların uzunluklarını tutuyor, ağrının ne kadar süreceğini ve dalga aralarında dinleneceğim saniyeleri bana söylüyordu. Ben de kendimi dalgalara hazırlıyordum. Kardeşim dalgalar geldiğinde belimdeki şiddetli ağrıyı hafifletmek için tüm gücüyle belime baskı yapıyordu. Sürekli aynı rutinde ilerliyorduk. “5 saniye kaldı aşkım dalga geliyor”, “Haydi Deniz belime vur iyice bastır”, “Az kaldı gitmek üzere 5-4-3-2-1…” Yatağımın kenarına oturup kimi zaman eğilip, eşimden ve kardeşimden yardım alarak ilerlemek beni rahatlatıyordu.

 

İçeride genelde üçümüz vardık. Ebem gelip gidiyordu. Arada beni yatırıp Nst’ye bağlıyorlardı oğlumun kalp atışlarını dinlemek için. Nst’ye bağlıyken dalgalarla baş etmek çok zordu, en sonunda Nst’ye bağlanmak istemediğimi söyledim. Yorulmuştum. Doğum öncesinde epidural istemesem de suni sancının sıklığı ve şiddeti beni ‘‘Yapsınlar artık şu epidurali!” diye bağırtmıştı. Doktorum kontrole geldiğinde açıklık beş santimdi, epidurali yarım saat içinde, saat dört buçuk gibi verdiler. Hemen rahatlamadım ama bir süre sonra daha az ağrı hissetmeye başladım. Acıdan dudaklarımı ısırmışım, ruj sürmüş gibi kıpkırmızı olmuştu.

Doğum çok hızlı ilerliyordu, oğlumun aşağıya doğru indiğini hissediyordum, kasıklarımda daha önce hissetmediğim bir baskı vardı. Saat beş buçuğa doğru doktorum gelip kontrol ettiğinde tam açıklık olmuştu, inanamadık. O anda kalan suyum da birden tamamen boşaldı. Doğuma gidiyoruz, “yürüyerek gitmek ister misin doğumhaneye?” diye sorduğunda kendimi çok güçlü ve çok mutlu hissettim.Epiduralin etkisiyle hafif bir karıncalanma vardı ayaklarımda ama kardeşimin desteğiyle kalktım.

 

Eşimin koluna girip koridora çıktığımda rüyada gibiydim; bir sürü kişi vardı koridorda… Hepsine gülümsemeye çalıştım, mutluydum, bebeğimi karşılamaya gidiyordum. Doğumhaneye girdiğimizde ıkınma hissi gelmeye başlamıştı. Doktorumun yönlendirmesiyle ıkınmaya, ıkınma aralarından nefes alıp verip dinlenmeye başladım. Özgür yanımdaydı, oldukça sakin ve soğukkanlıydı. O da ıkınırken bana destek olmaya çalışıyordu. Doktorum ”Haydi Gülcüğüm, kafasını görüyorum, çok az kaldı geliyor” dedi. İnanamıyordum, doğumdayım, bebeğimi itiyorum, onu kucağıma almak üzereyim!

 

Var gücümle ıkındım ve itmeye başladım, bebeğim balık gibi kaydı sanki, doktorum oğlumu kollarına alıp bana gösterdiği anda gözyaşlarıma hakim olamadım. Göğsüme aldım, dokundum, kokladım. Bembayazdı, mis gibi kokuyordu. Saat 17:55’ti. Uzun bir yolculuktan sonra kollarımdaydı. Anne oldum! Hayatımın en güzel hediyesini aldım. Kucağımdan bırakmak istemiyordum. Çok ama çok güzeldi. O an benim için yeni bir hayat başladı. Ve aynı heyecan ve mutlulukla devam ediyor..

 

Gül Gürdal

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder